 |
Ana Menü |
 |
 |
Çevrimiçi Kullanıcılar |
 |
 |
Çevrimiçi Ziyaretçiler: 3
Çevrimiçi Üyeler: 0
Toplam Üye Sayısı: 11
En Yeni Üye: hakko2010
|  |
 |
Bağlantılar |
 |
|
| 38 üniversiteye yeni fakülte, yüksekokul ve enstitüler kurulacak |
Bazı üniversitelere bağlı yeni fakülte, yüksekokul ve enstitüler kurulacak. Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, yeni fakülte, yüksekokul ve enstitü kurulacak üniversiteler şöyle:
Bazı üniversitelere bağlı yeni fakülte, yüksekokul ve enstitüler kurulacak.
Resmi Gazetenin bugünkü sayısında yayımlanan Bakanlar Kurulu kararına göre, yeni fakülte, yüksekokul ve enstitü kurulacak üniversiteler şöyle:
''-Abant İzzet Baysal Üniversitesi: Yabancı Diller Yüksekokulu, Diş Hekimliği Fakültesi, Bolu Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu.
-Afyon Kocatepe Üniversitesi: Bolvadin Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu.
-Akdeniz Üniversitesi: Yabancı Diller Yüksekokulu.
-Ankara Üniversitesi: Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü, Su Yönetimi Enstitüsü.
-Artvin Çoruh Üniversitesi: Mühendislik Fakültesi, Hopa İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi.
-Atatürk Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Mimarlık ve Tasarım Fakültesi.
-Batman Üniversitesi: Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Güzel Sanatlar Fakültesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi.
-Bozok Üniversitesi: Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu.
-Cumhuriyet Üniversitesi: Veteriner Fakültesi.
-Çankırı Karatekin Üniversitesi: Güzel Sanatlar Enstitüsü.
-Dicle Üniversitesi: İletişim Fakültesi.
-Düzce Üniversitesi: İşletme Fakültesi, Sanat ve Tasarım Fakültesi.
-Ege Üniversitesi: Yabancı Diller Yüksekokulu.
-Erciyes Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü.
-Eskişehir Osmangazi Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
-Gaziantep Üniversitesi: Nizip Eğitim Fakültesi.
-Gaziosmanpaşa Üniversitesi: Erbaa Sağlık Yüksekokulu.
-Gümüşhane Üniversitesi: Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu.
-Hacettepe Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
-İnönü Üniversitesi: Yabancı Diller Yüksekokulu, İletişim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
-İstanbul Bilgi Üniversitesi: Sağlık Bilimleri Yüksekokulu.
-İstanbul Teknik Üniversitesi: Deprem Mühendisliği ve Afet Yönetimi Enstitüsü.
-İstanbul Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
-İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü: Yabancı Diller Yüksekokulu.
-Karabük Üniversitesi: Hasan Doğan Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, Yabancı Diller Yüksekokulu, Tıp Fakültesi.
-Karadeniz Teknik Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Fakültesi.
-Kastamonu Üniversitesi: İletişim Fakültesi.
-Kilis 7 Aralık Üniversitesi: Mühendislik-Mimarlık Fakültesi.
-Kocaeli Üniversitesi: Kandıra Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu.
-Mardin Artuklu Üniversitesi: İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu.
-Ondokuz Mayıs Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü, İletişim Fakültesi, Mimarlık Fakültesi, Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi.
-Ordu Üniversitesi: Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu.
-Selçuk Üniversitesi: Beyşehir Ali Akkanat Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksekokulu, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Seydişehir Mühendislik Fakültesi, Ereğli Eğitim Fakültesi.
-Süleyman Demirel Üniversitesi: Su Enstitüsü, Yalvaç Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu.
-Trakya Üniversitesi: Balkan Araştırma Enstitüsü.
-Tunceli Üniversitesi: Edebiyat Fakültesi.
-Uludağ Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.
-Yüzüncü Yıl Üniversitesi: Eğitim Bilimleri Enstitüsü.''
|
| Sözleşmeli öğretmene kadro verilmesine ilişkin kanun teklifi |
Devlet Memurları Kanunu ile Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunda Değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifim ve gerekçesi ekte sunulmuştur.
Gereğini saygılarımla arz ederim.
Muharrem İNCE
Yalova milletvekili
GENEL GEREKÇE
Bütün eğitim süreçlerinin en temel öğesi olan öğretmenlik mesleği 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43. maddesinde “ihtisas mesleği” olarak tanımlanmaktadır.
Türkiye, 5 Ekim 1996 tarihinde, UNESCO ve ILO'nun ortaklaşa olarak karar aldığı "Öğretmenlerin Statü Tavsiyesini" imzalamıştır. Bu belgede "öğretmenlerin çalışma koşulları, eğitimin en yüksek derecede etkinliğini sağlayacak nitelikte olmalı ve öğretmenlere, kendilerini tümüyle mesleksel uğraşlarına adama olanağı verilmelidir" denilmektedir.
Özellikle AKP döneminde sözleşmeli öğretmenlik, ücretli öğretmenlik gibi istihdam usulleri yaygınlaştırılmıştır.
Bu durum ihtisas mesleği olarak tanımlanan öğretmenlik mesleğine zarar vermekte, eğitimin niteliğini düşürmektedir.
Sözleşmeli öğretmenler ile kadrolu öğretmenler arasında hiçbir ayrım yok denmesine rağmen sözleşmeli öğretmenler bir çok bakımdan kadrolu öğretmenlerin sahip oldukları haklardan mahrum bırakılmıştır. Bu kanun teklifi bu haksızlıkları ortadan kaldırmak amacıyla verilmiştir.
Sözleşmeli öğretmen olarak çalışanlar, KPSS’ye tekrar girmek için ders çalışmakta, işlerine yoğunlaşamamaktadır.
Yargı kararları ile sabittir ki, öğretmenlik asli ve sürekli bir ihtisas mesleğidir.
Bu kanun teklifi ile, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında sözleşmeli statüde görev yapan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, hizmet bölgelerine ve hizmet puanlarına bakılmaksızın naklen atanmaları öngörülmektedir.
MADDE GEREKÇELERİ
MADDE 1- Madde ile sözleşmeli öğretmenlik istihdamına son verilmektedir.
MADDE 2- Madde ile Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarında sözleşmeli statüde görev yapan öğretmenlerin Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, hizmet bölgelerine ve hizmet puanlarına bakılmaksızın naklen atanmaları öngörülmektedir.
MADDE 3- Yürürlük maddesidir.
MADDE 4- Yürütme maddesidir.
DEVLET MEMURLARI KANUNU İLE MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN TEKLİFİ
MADDE 1- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinin Sözleşmeli Personel başlıklı B bendindeki “Milli Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde öğretmenlerin” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.
MADDE 2- 30.04.1992 tarihli ve 3797 sayılı Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
EK MADDE 4- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarında 657 sayılı Devlet memurları Kanunun 4. maddesinin B bendi kapsamında sözleşmeli olarak istihdam edilen öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığının öğretmen kadrolarına hizmet sürelerine, bölgelerine ve puanlarına bakılmaksızın naklen atanırlar.
Milli Eğitim Bakanlığı öğretmen kadrolarına atananların sözleşmeli statüde geçen hizmet süreleri, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 36. maddesinin C bendinin 6. fıkrası hükmüne göre kazanılmış hak aylık derece ve kademelerinde değerlendirilir.
Sözleşmeli öğretmen olarak en az bir yıl çalışanlardan temel eğitim ve hazırlayıcı eğitimde başarılı olanların adaylıkları memuriyete atandıkları tarih itibariyle kaldırılmış sayılır. Bir yıldan az hizmeti bulunanlar ile eksik eğitimleri olanların eksik eğitimleri ve hizmet sürelerini tamamlandıkları tarih itibariyle adaylıkları kaldırılır.
Sözleşmeli statüde öğretmenlik yaparken çeşitli nedenlerle (istifa, sözleşme yenilememe, sözleşme feshi) ayrılan öğretmenler bu kanun kapsamında en son görev yaptıkları eğitim kurumlarına öğretmen olarak atanır.
MADDE 3- Bu kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
|
| bebek ve çocuklarda reflü hastalığı |
Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yüksel Bıcılıoğlu, "Reflü, 0-2 yaş arasındaki çocuklarda fizyolojik olarak çok
sık görülür" dedi.
Reflünün mide içeriğinin yemek borusu ve solunum yollarına geri kaçması anlamına geldiğini belirten Uzm. Dr. Yüksel Bıcılıoğlu, bebek ve çocuklarda reflü hastalığını değerlendirdi. Bu durumun çocuğun büyüme ve gelişmesine engel olmaması durumunda, alt ve üst solunum yolları ile ilgili problemler yaşamıyorsa hastalık olarak kabul edilemeyeceğini açıklayan Dr. Bıcıloğlu, "Reflüye bağlı olarak çocuk çok kusuyorsa, aylık kilo artışları göstermiyorsa, çocuk ayda veya 2 ayda bir kulak enfeksiyonu, sık sık bronşit, akciğer enfeksiyonu, erken yaşta geniz eti ve buna bağlı burun tıkanıklığı, horlama, hırıltı gibi sorunlar yaşıyor ve bunları izah edecek başka bir neden yoksa reflü bir hastalık olarak kabul edilir" diye konuştu.
Reflüsü olan çocuğun huzursuzluk yaşadığını söyleyen Dr. Bıcılıoğlu, "Çocuk özellikle pürtüklü gıda ve kaşıkla yemeği reddeder. Gece ağlayarak sık sık uyanır. Bu gibi çocuklar genellikle iştahsızdırlar. Özellikle sabah kahvaltı yapmak istemezler. Daha büyük çocuklar ise karın ağrısından şikayet eder. 2 yaşından sonra da ağız kokusu başlar. Bu çocuklar nerdeyse her ay hasta olur. Aynı zamanda öksürük, bronşit, kulak iltihabı ve geniz eti problemleri oluşan bu tip çocuklarda diğer nedenler dışlandıysa
mutlaka reflü araştırılmalıdır.
Bu çocuklar gece sürekli salya akıtırlar, ağız şapırdatarak ve sürekli yutkunarak uyumaya çalışırlar, gece sık sık uyanıp bir şeyler içmek isterler. Gece uyumadan hemen önce beslenen veya gece uyandığında mama verilen çocuklarda daha sık görülür. Anne sütü bittiği zaman çocuk artık gece beslenmemelidir. Bu hastalığın tanısının konulmasında ailenin anlattıkları çok önemlidir. Ayrıca tanı yöntemlerinden biri de reflü sintigrafisi dediğimiz bir tür filmdir" şeklinde konuştu.
Bu hastalıkta mide asidini azaltan ilaçlar kullanıldığını, en önemli şeyin çocuğun beslenmesinde yapılan değişiklikler olduğunu söyleyen Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Yüksel Bıcılıoğlu, "Reflü hastalığı olan çocuk az ve sık sık beslenmeli, mide çok doldurulmamalıdır. Çocuğa yatar pozisyonda, yatmaya gitmeden önce su dışında asla bir şey verilmemelidir. Gece uyanan, ağlayan çocuklar ağzına biberon dayanarak meme veya süt ile beslenmemelidir. Kafeinli, gazlı içecekler, çok yağlı yiyecekler
verilmemelidir. Verilen ilaç tedavisi uzun solukludur ve düzenli kullanılmalıdır" dedi.
Medical Park Samsun Hastanesi Nükleer Tıp Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Serpil Erdoğan ise, reflü sintigrafisi konusunda şu bilgileri verdi:
"Radyonüklid Gastroözofageal Reflü (GÖR) çalışması basit ve fizyolojik bir test olması nedeniyle pediatrik olgularda reflü değerlendirmesinde ilk tercih edilecek yöntemdir. Hasta hazırlığında en az 3-4 saatlik açlık istenmektedir. Eğer hasta küçük ise biberon ve 300 milim süt veya formül mama gereklidir. Daha büyük çocuklar için portakal suyu kullanılmaktadır. Hekim tarafından belirlenen radyoaktif madde tozu, 30 santigrat süt, mama veya meyve suyu içinde eritilerek hastaya içirilir. Daha sonra hasta gama kamera altında sırt üstü pozisyonda yatırılarak her 10 saniyede bir 30-90 dakika boyunca mide ve özofagus görüntüleri alınır. Çalışma sonunda görüntüler değerlendirilir ve çalışma süresince 5'ten fazla ve 10 saniyeden uzun süren, özellikle üst yemek borusuna kadar uzanan reflular patolojik olarak kabul edilir. Bu çalışmada akciğerler de değerlendirilebilir. Akciğerlerde aktivite olması aspirasyon varlığını düşündürür. Gaströzofageal reflu çalışması çocuğu sıkıntıya sokmadan, çok kolaylıkla uygulanabilecek bir reflü testi çalışmasıdır." |
| Lise öğrencilerine meslek seçimi projesi |
Lise öğrencilerinin ''meslek seçimini'', kendi hedefleri doğrultusunda aile ve okul desteği alarak doğru biçimde yapabilmeleri için geliştirilen rehberlik projesi, İstanbul'da üç okulda uygulanmaya başladı.
Lise öğrencilerinin meslek seçimlerini yaratıcı bir süreç içinde yapabilmelerine yardımcı olmak üzere hazırlanan ''Vizyon Oluşturma Entegratif Yöntemi'' (VOLEY) projesi, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğünün onayı ve desteğiyle Özel Avrupa Koleji, Özel Notre Dame de Sion Fransız Lisesi ve Gazi Anadolu Lisesinde uygulanıyor.
Proje Koordinatörü Vivi Soryano, AA muhabirine yaptığı açıklamada, meslek seçimlerini kendileri yapan kişilerin daha başarılı olduklarını, bu nedenle mesleklerinden keyif aldıklarını söyledi. Soryano, düşünen, öz güvenli, meslek bilincine sahip, sorumluluk alan, enerjisini yaratıcı şekilde kullanan gençlerin yetiştirilmesi gerektiğini belirtti.
Üç arkadaşıyla hazırladıkları projenin ''Dünya Bankası Yaratıcı Kalkınma Fikirleri Yarışması''ndan 20 bin TL ödül kazandığını ifade eden Soryano, doğru meslek seçiminin bireyin hayatında çok önemli bir yere sahip olduğunu belirterek, ''Bizler, farklı kurumlarda bireysel olarak psikolojik destek veren profesyonelleriz. Danışmanlarımızla yürüttüğümüz çalışmalarda, kimi zaman onların sorunlarının sistemin yetersizliklerinden kaynakladığını fark ediyoruz. Vizyonumuz, okul sistemi içinde gencin destek ihtiyacı hissettiği konularda proje üreterek, sisteme etki edebilmektir. Şu anda üzerinde çalıştığımız konular, öfke yöntemi, cinsellik, etkin öğrenme için zihinsel süreçlere yönelik yöntemler'' diye konuştu.
-''OKULLARIN REHBER ÖĞRETMENLERİNE EĞİTİM VERİYORUZ''-
Kendini diğer insanlardan farklı kılan ve özgün değerlerini meslek hayatına katabilen kişinin tatmin ve mutlu olacağına inandıklarını dile getiren Vivi Soryano, şunları söyledi:
''Sloganımız, 'Kalbindeki meslek mutlu gelecek'. Bu nedenle yöntemi oluştururken, kişinin hayallerini, arzularını ve yeteneklerini tanıması, meslek hayatına katabilmesi için atölye çalışmaları geliştirdik. Yapılan araştırmalarda ailelerin, gençlerin meslek seçimlerinde en önemli etken oldukları bilgisiyle, onların bir takım olarak çalışmaları için çoklu aile terapisinin yöntemlerini kullanarak atölye çalışmalarını zenginleştirdik. Projeyle ilgili okulların rehber öğretmenlerine eğitim veriyoruz. Öğretmenler aldıkları eğitimden sonra, bu yöntemi okullarında öğrencilerine uyguluyorlar. VOLEY eğitim programının hedefi, lise öğrencilerine uygulanan VOLEY yöntemini rehber danışmanlara aktarmak ve öğrenciye uygularken okul ve aile sistemine entegre etmelerine yardımcı olmaktır.''
Öğrenciye uygulanan VOLEY yönteminin iki etaptan oluştuğunu, ilk ve en önemli etabının, mesleki vizyon oluşturmaya yönelik kolaj çalışması olduğunu anlatan Soryano, rehber danışmanların, ''dışa vurumcu sanat terapisi'' yöntemlerinin kullanıldığı grup çalışmalarıyla, gencin vizyonunu şekillendirmesine ve içsel potansiyelini ortaya koymasına yardımcı olduklarını bildirdi.
İkinci etapta ise vizyonunu ortaya çıkaran gence, ''nasıl bir meslek yaparak bunu gerçekleştirebileceği'' yönünde destek verildiğini belirten Soryano, Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Bölümünün, yöntemin etkinliğiyle ilgili yürüttüğü araştırmanın, Temmuzda sonuçlanacağını, VOLEY yönteminin İstanbul ve Türkiye genelinde yaygınlaşmasını hedeflediklerini sözlerine ekledi. |
| 2010 yazında 17 bin sözleşmeli kadroya geçirilecek |
Anadolu Eğitim Sendikası Başkanı Cansel Güven, MEB Personel Genel Müdür yardımcısı Sayın Hikmet Orman ile görüştü. Görüşmenin detayları haberde bulunmaktadır. Ancak Sayın Orman'ın açıklamaları sözleşmeliler açısından tatminkar olsa da, ilk defa öğretmen kadrolarına atanacaklar açısından yetersizdir. Zira, 10 bin kadrolu öğretmen alımına sözleşmeli olarak çalışanlar da başvurabilecek olup, bu da, ilk defa öğretmenliğe atanacak aday sayısını azaltacaktır. Dolaysıyla, 10 bin öğretmen alımının bir aldatmacaya dönüşmemesi için boşalacak sözleşmeli pozisyonlara da ivedi olarak atama yapılması gerekmektedir.
Anadolu Eğitim Sendikası’nın 25 Ocak eylemi sonrası yapılan ve 20 Şubat 2010 Cuma günü sonuçlanan ek atamalar sonrası durum değerlendirmesi yapmak ve önerilerini sunmak üzere sendika Genel Başkanı Sayın Cansel Güven MEB Personel Genel Müdür Yrd. Sayın Hikmet ORMAN ile görüştü. Görüşme içeriğini başlıklar halinde kamuoyu ile paylaşıyoruz:
Güven: Ek atamada sevinerek ailesine kavuşanlardan çok, boş pozisyonlara tercih yapabildiği halde ataması gerçekleşmeyen çok sayıda öğretmenin bulunuyor. Pozisyon ve kontenjan farkının neden giderilemedi?
Orman: Maliye ve Başbakanlık Devlet Personel Başkanlığı, 68.000 sözleşmeli öğretmenin il bazında kaçar adet istihdam edileceğini belirlemektedir, bu rakamı MEB değiştiremez.
Güven: Aynı Maliye Bakanlığından maaş alan bir öğretmenin görev yerini değiştirmesi mail açıdan bir külfet doğurmayacağına göre MEB niçin izin almak zorunda?
Orman: Doğu ve Batı arasında ve gelişmiş-gelişmemiş iller arasında çok fark var. Sözleşmeli atamanın koşulları bellidir, o pozisyona kadrolu öğretmen bulamamak ve 15 saat üstü ders yükü.
Güven: Tüm branşların puan esasıyla yarışması yüzünden ihtiyaç olan pozisyonlara atama yapılmadı. Bundan sonraki atamalardaki yöntem ne olacak?
Orman: Ek atamanın şekline sendikalardan ve öğretmenlerimizden gelen önerilerle karar verdik. Hiç açılmayan branşlar açıldı ilk kez, olumlu geri dönüşler aldık. Bakanlığımız bunu ileriki atamalarda da sürdürebilir.
Güven: Örneğin İstanbul gibi yaşaması zor metropollerde, bazı diğer il ve ilçelerde hizmet puanı düşük, 8-10 yıl sonra tayin olunabilir noktada. Bunu eskiden olduğu gibi kontenjan-puan sınırlamadan 1 yılda eş durumu haline dönüşemez mi?
Orman: Mağdur olanlar zaten kadroya geçişle boşalacak pozisyonlar sayesinde daha çabuk tayin olacak. Kimse uzun süre sıkıntı yaşamayacak. Aslında sözleşmelilik çakılı olduğu için bu ek atama bile zorladığımız bir konuydu. Sayın Bakanımızın kamuoyuna verdiği sözleri dayanak alarak yapabildik. Yoksa yönetmeliğe göre bu mümkün değildi.
Güven: Kadrolu öğretmenlerden yalnızca eşi öğretmen ve zorunlu hizmetini tamamlamamış olanlar mağdur edildi. Eşi başka bir kurumda olanlardan niçin ayrı tutuluyorlar? Bir ek atamayla bu sorun giderilemez mi?
Orman: Diğer kurumlarda çalışanlar da rotasyona uğruyorlar sonradan. Bizde kadroluların eş durumu sıkıntısı yok.
Güven: Sendikamıza dilekçeyle başvuran 1.9 mağdurları bulunuyor, eski 3.3 Maddesi, 2,5 yıldır var olan bir sorundan söz ediyoruz. Bu meslektaşlarımız için bir ek atama daha yapılamaz mı?
Orman: Eşlerden birinin zorunlu hizmeti tamamlaması diğerini de kurtarıyor. Bu ek atama sizin eyleminizle ve bakanlığımızın özverisiyle gerçekleşti. Böylece 1509 kişi daha ailesine kavuştu. Ayrıca Ek atamanın eki olmaz.
Güven: 25 Ocak Eylemimizde Sayın Genel Müdürümüz Necmettin Yalçın’dan becayiş talep etmiştik, zaten var demişti. Bunu sistematik olarak modül üzerinden bakanlığımız açamaz mı?
Orman: Birbiriyle yer değiştirecek öğretmen bulamayız. Kim doğuda bir ilden batıya gitmek ister?
Güven: Sizin de söylediğiniz gibi İstanbul gibi illerden memleketine gitmek isteyenler var, bu buluşturmayı bakanlığın yapması doğru olmaz mı?
Orman: Şu anda böyle bir konu gündemimizde yok.
Güven: Ataması gerçekleştirilen sözleşmelilerin yolluk ücretine de şiddetle ihtiyaçları var. Bu konuda bir şey yapacak mısınız?
Orman: Yolluk alıp alamayacaklarını bilmiyorum. Mevzuata bakmak gerek (AES in notu, mevzuata göre yolluk yalnızca geçici görevler için veriliyor)
Güven: Elimizdeki bilgi ve belgelerde, yalnızca Ankara Merkezde (ilçeler hariç) Ağustos rakamlarıyla 767 ücretli çalıştırıldığını görüyoruz. Bu bir açık değil midir?
Orman: Kadrolu ve sözleşmeli öğretmenle karşılayamadığımız ihtiyacı, raporlu ve asker öğretmenlerin boşluğunu dolduruyoruz. Diğer türlü dersler boş geçer.
Güven: Yine bilgimiz dahilinde bazı ücretlilerin 3 yıl ve üzeri sürelerde aynı okulda çalışmakta, hatta eğitim fakültesi çıkışlı olmadıkları bilinmektedir. Doğum izni ya da askerlik üç yıl sürmediğine göre bu nasıl mümkün oluyor?
Orman: Devletin ve bakanlığımızın olanakları kısıtlı, daha ücretli alamadığımızda, alınan kadrolu öğretmenler de yeterli olmadığında zorunluluktan böyle durumlarla karşılaşabiliyoruz. Sayın Bakanımızın Maliye Bakanlığıyla sözleşmelileri kadroya geçirebilmek ve daha fazla ilk atama yapabilmek için yoğun bir çalışması var. Bu konuda aşama kaydettik.
Güven: İnternet ortamında dolaşan bir kadro taslağı var, puan ve bölge gözetileceği belirtiliyor. Uzun hizmet sürelerine rağmen kadroya geçişte geride kalacak öğretmenler açısından sorun olmayacak mı?
Orman: Bu metni görmedim, arkadaşlarımız konuyla ilgili çalışmaya başladılar. Sendikalardan gelen önerileri de değerlendireceğiz. Bu önerilerin bir kısmı üye aleyhine bile olabiliyor, iyi niyetle düzeltiyoruz. Anadolu Eğitim Sendikasının bugüne kadar verdiği taslak ve önerileri de değerlendirdik. Katkılarınızın devamını diliyoruz.
Güven: Haziran Döneminde 6000 küsur sözleşmelinin kadroya alınacağını duyduk, mevcut sözleşmelilerin 1/10 bile etmiyor. Kazanılmış haklar korunarak kademesiz bir geçiş yapılmasını istiyoruz. Sayın Çelik ve Sayın Çubuk’un konuyla ilgili verilmiş sözleri var. İlk atama bekleyen 300.000 kişi de mağdur edilmemeli, ikisi ayrı ayrı ilan edilmeli. Bu yaz yapılacağı söylenen 40.000 atamanın bir kısmı sözleşmeliden kadroya geçiş şeklinde mi olacak?
Orman: İlk atamalarla sözleşmeliden kadroya geçenleri ayırıyoruz. İlk defa sizinle paylaşıyorum; 2010 Yazında üç yılını dolduran 17.000 sözleşmeliyi kadroya geçirecek, yanı sıra 40.000 öğretmen alacağız.
Güven: Bu 40.000 içerisinde açıktan atama bekleyenler ve kurumlar arası geçiş yapacaklar da dahil olacak mı?
Orman: Kesin olmamakla birlikte 1000 kadar kontenjan ayrılabilir.
Güven: Birçok öğretmenimiz rapor hakkı sınırında ve istifa noktasında. Anayasal bir hakkın şarta bağlı olmasını doğru buluyor musunuz?
Orman: Bu hak zaten veriliyor, zaman almasının nedeni elimizdeki koşullar. Önümüzdeki dönemde mağduriyetin önemli ölçüde kalkacağına inanıyoruz. Yönetici atamalarıyla bir çok pozisyon açılacak, düşük puanı öğretmenlerimizin de atanacağını düşünüyoruz.
* Yukarıdaki görüşme içeriği Anadolu Eğitim Sendikası tarafından özet niteliğinde yayımlanmıştır.
Memurlar.Net |
| lise son lar da rapor kaldırıldı... |
Milli Eğitim Bakanı Nimet ÇUBUKÇU yayımladığı 2010/17 no’lu Genelgeye göre son sınıf öğrencilerinin özürlü devamsız sayılabilmesi için velinin dilekçesi yeterli olacak.
Lise son sınıfta okuyan (12.sınıf) öğrencilerinin velileri okul müdürlüğüne öğrencinin hangi tarihler arasında izinli sayılmasını istediklerini belirten bir dilekçe ile başvurdukları taktirde o günler de “özürlü devamsız” sayılacaklar. Böylece 20 gün özürsüz devamsızlık hakkı olan öğrenciye 20 gün de veli isteği ile özürlü devamsızlık hakkı verilmiş olacak.
Bu devamsızlıklara okul idaresinin 5gün ile sınırlı izin verme hakkı da eklendiğinde toplamda 45 gün’e çıkabilecek.
Sınava hazırlanmak ve sınav stresini azaltmak amacıyla yayımlanan genelgeye rağmen öğrencinin bu şekilde verilen izinler dahil toplam devamsızlığı 45günü geçemeyecek.
Maksut BALMUK
Eğitim Yöneticisi
|
| MEB, hizmet puanına bakmadan 4/B'linin özür naklini yapmış |
MEB, hizmet puanına bakmadan 4/B'linin özür naklini yapmış
MEB atama dönemi dışında, hizmet puanına bakmadan, başvuru almadan sözleşmeli öğretmenin özür grubundan yer değiştirmesini yaptığını kabul etti. Anadolu Eğitim Sendikası (AES) ve Türk Eğitim Sen, MEB'e yaptıkları başvuru ile, bazı 4/B'lilerin eş durumu nakillerinin hangi kıstasa göre yapıldığı sorulmuştur. MEB, soruyu yanıtlamamak için yazıda bahsi geçen kişilerin sendika üyesi olup olmadığını sormuştur. Bilgi istenen 4/B'li öğretmenlerden birisinin sendikalı çıkması üzerine, MEB'e yeniden başvurulmuştur. İşte MEB'in skandal cevabı...
MEB Atama Dönemi Dışında, Hizmet Puanına Bakmadan Yer Değiştirme Yapmış
MEB atama dönemi dışında, hizmet puanına bakmadan, başvuru almadan sözleşmeli öğretmenin özür grubundan yer değiştirmesini yaptığını kabul etti.
2009 Ağustos dönemi özür durumu atamaları sırasında hizmet puanı yetersizliği nedeniyle özür durumuna bağlı atamaları gerçekleştirilmeyen sözleşmeli öğretmenlerin atamalarının atama döneminin bitmesinden sonra; T.B.’nin Batman’ın Beşiri ilçesinde görev yaparken, Ankara’nın Çubuk ilçesi Akkuzulu İlköğretim Okuluna; D.A.’nın Şırnak Merkezinde görev yaparken, Ankara’nın Akyurt ilçesine; S.D.’nin Batman’ın Beşir ilçesinde görev yaparken, Ankara’nın Haymana ilçesine; G.D.’nin Mardin Derik ilçesinde görev yaparken, Ankara’nın Nallıhan ilçesine; D.G.’nin Hakkâri’nin Yüksekova ilçesinde görev yaparken, Ankara’nın Sincan ilçesine ve S.A.’nın Şırnak Merkezinde görev yaparken, Ankara’nın Kızılcahamam ilçesine atandıkları yönündeki iddiaların doğru olup olmadığını Anadolu Eğitim Sendikası (AES) ve Türk Eğitim Sen Milli Eğitim Bakanlığı’na sorulmuştur. Sendikalar Bakanlığa yazdıkları yazılarda, söz konusu yer değiştirmeler gerçekleştiyse; bu kişileri sıra bekleyen binlerce kadrolu veya sözleşmeli öğretmenden ayıran hususların neler olduğunu, bu kişilerin atanma şekillerini, tarihlerini, gerekçelerini ve hangi yönetmelik ve kılavuz hükümleri uyarınca atama yapıldığını sorarken, Bakanlığın, bilgi vermeden önce bu kişilerin sendikalara üye olup olmadıklarını sorması, soruya soruyla, üstelik anlaşılamayan bir soruyla karşılık vermesi sendikalarca manidar bulunmuştur.
Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü, söz konusu bilgi isteğinin değerlendirilebilmesi için adı geçen öğretmenlerin sendikaya üye olduğuna dair üyelik belgelerinin gönderilmesini istemişti.
Milli Eğitim Bakanlığı, il dışı görev değişikliği yapılan sözleşmeli öğretmenlerin durumunu açıklayamamış ve sendikaya böyle bir cevap vermeyi tercih etmiştir.
Adı geçen sözleşmeli öğretmenlerden birisinin Anadolu Eğitim Sendikası (AES) üyesi olması nedeniyle üyelik formu ile birlikte tekrar Bakanlığa sorulması üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü 19.01.20010 tarih ve 3245 sayılı yazı ile;
şeklinde cevap vermiştir. Bakanlığın bu yazısından söz konusu yer değiştirme işlemlerinin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.
Bu kişileri sıra bekleyen 70 bin sözleşmeli öğretmenden ayıran hususların neler olduğu merak konusu olmuştur.
|
| Böbrekte taş yapma riski olan gıda maddeleri. |
Böbrek taşı riskini artıran yiyecekler...Prof. Dr. Yalçın İlker: “Aşırı protein alımı, tuzlu gıdalar, çikolata, yapraklı bitkiler, aşırı çay ve kahve tüketimi böbrek taşı riski oluşturabiliyor
Anadolu Sağlık Merkezi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Yalçın İlker, “Aşırı protein alımı, tuzlu gıdalar, çikolata, yapraklı bitkiler, aşırı çay ve kahve tüketimi böbrek taşı riski oluşturabiliyor” dedi ve ekledi:
“Böbrek taşına yol açan en önemli faktörlerden birinin gıda tüketimi olduğu biliniyor. Oluşan taşın cinsine göre aşırı protein alımı, tuzlu gıdalar, çikolata, yapraklı bitkiler, aşırı çay ve kahve tüketimi risk faktörü oluşturabiliyor. En önemli etkenlerden biri de az su tüketilmesi. Taş hastası olsun olmasın herkesin günde en az 10-12 bardak su içmesi gerekiyor.
Oluşmuş taşı ilaç tedavisiyle küçültme, yok etme şansı pek mümkün değil. Sadece ürik asit taşında ağızdan alınabilen ilaçlar başarılı sonuç veriyor. Önemli olan taş hastalarında yüzde 50 olan tekrarlama olasılığını azaltmaktır. Bu açıdan ufak bir taş parçasından yapılabilen taş analizi ve risk faktörlerini ortaya koyabilen detaylı kan ve idrar analizleri büyük önem taşır.
|
| YÖK Başkanı: Hesaplamayı değiştireceğiz |
YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, Danıştayın YÖK'ün farklı katsayı kararını durdurmasının ardından yaptıkları ön çalışma hakkında bilgi verirken “Alanları değiştirmeyeceğiz, sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok” dedi.
Gazikent Üniversitesinin davetlisi olarak Gaziantep'te bulunan YÖK Başkanı Prof. Dr. Özcan, Danıştayın YÖK'ün itirazını reddetmesine ilişkin gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Yaptıkları ön çalışmanın daha basit bir sistem olacağını belirten Özcan, “Ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı budur. Alanındaysa şu kadar ek puan alıyor, test puanları da şudur. Toplarsanız öğrencinin puanı çıkar” dedi.
Bir gazetecinin “Farklı katsayı mı? Tek katsayı mı olacak?” sorusu üzerine Özcan, “Alanında gidene bir şey eklenecek, gitmeyene eklenmeyecek. Daha basite indirgenecek” diye konuştu.
Özcan, “Alanları değiştirmeyeceğiz. Sistemin hesaplamasını değiştirmeye çalışıyoruz. Alanında giderse mesela 10 puan, gitmezse 0. Burada toplama işlemi yapıyorsunuz, çarpma işlemi yok” dedi.
YÖK, 18 Mart'ta açıklama yapacak
YÖK Başkanı Yusuf Ziya Özcan, Danıştay'ın YÖK'ün itirazını reddetmesinin ardından yeni düzenleme konusunda 4 Mart'ta gerçekleştirilecek YÖK Genel Kurulu Toplantısı'nda oluşturulacak komisyonun çalışma yapacağını ve 18 Mart'ta bu konuda açıklamada bulunacaklarını bildirdi.
Özcan, Gaziantep'e hareketinden önce Esenboğa Havalimanı'nda gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin “Katsayı sorununu nasıl çözeceksiniz?” sorusunu yanıtlarken Özcan, şunları kaydetti:
“Ayın 4'ünde bir komisyon kuracağız. Mart ayının 18'ine kadar çalışmalarını yapacak. 18'inde açıklayacağımız yeni şeyler olacak. Katsayı sorununu böyle çözeceğiz işte. Gayet iyi bir yere geldik. Danıştay, 14'e karşı 15'le reddetti. 14 üyeyi ikna ettiğimizi düşünüyorum. Bu seferki açıklamalarımız tatminkardı. 10 teknik açıklama vardı. Zannediyorum, bir daha ki sefere tamamen ikna olacaklar. Böyle bir sorun kalmayacak.”
|
| Vali isyan etti: Eğitimimiz bir faciadır |
Mardin Valisi Hasan Duruer, eğitimdeki başarısızlıkları iyi tahlil ederek buna göre çözüm bulunması gerektiğini belirtti
Mardin Valisi Hasan Duruer, eğitimdeki başarısızlıkları iyi tahlil ederek buna göre çözüm bulunması gerektiğini belirtti. Duruer, başarının da başarısızlığın da yüzde 70'inin öğretmenlere bağlı olduğunu söyledi.
Üniversite sınavı ve SBS'de son sıralarda bulunan Mardin'de eğitim konusu masaya yatırıldı. Kent Konseyi'ne katılan Vali Hasan Duruer, "Eğitimimiz bir faciadır. Milli Eğitim camiamız ise çökmüş durumdadır. Buradaki 200 bin öğrencinin mesuliyeti önce bende sonra siz öğretmen ve idarecilerdedir. Bu soruna çözüm bulmak için ya bu deveyi güdeceğiz ya da bu diyardan gideceğiz." dedi.
Vali Duruer, "Dersini verdikten sonra öğrencinin geleceğini dert edinmeyen, öğretmenevlerinde oyun oynamaktan başka bir sosyal faaliyeti olmayan öğretmenlerden ne bekleyebiliriz? Ama her zaman maaşlarından şikayetçi olurlar. En büyük sıkıntı öğretmenlerden kaynaklanıyor. Ben eski öğretmenleri arıyorum. Öğrencilerin dertleri ile dertlenen öğretmenleri mumla arıyoruz." şeklinde konuştu.
Konseydeki katılımcıların dile getirdiği eğitim hakkındaki sorunlara da değinen Vali Duruer, önümüzdeki dönemde 200 yataklı bir yurt yapılacağını açıkladı. Duruer, şöyle dedi: "Elektrik sorunu diyorlar. Ben buna katılmıyorum. Yüzde 80 elektrik kaçağı olan bir yerde kesintilerin olması normaldir. Okullarda şiddet sadece Türkiye'nin değil, bütün dünyanın sorunudur. Bunu polisiye önlemlerle önleyemeyiz. Öğretmen açığı ve derslik açığı da Türkiye'nin her yerinde rastlanan sorunlardır. Eğitim için Özel İdare'den geçen yıl 5 milyon TL aktardık. Kesin hesaplardan da 12 milyon TL daha eğitim bütçesine aktardık. SODES projelerinin yerinde kullanılmadığına katılmıyorum. Bu projeler zaten sosyal destekli projelerdir. Öğrencileri köyden Mardin'e getirip buradaki tarihi mekânlar gezdiriyor. Bu öğrenciler zaten fakir ailelerin çocuklarıdır. İl dışına gönderdiğimiz öğrencilerin sayısı 200-300'ü geçmez. Milli eğitim camiamız çökmüş durumdadır. Müdürlerimizin azimleri kaybolmuş durumda."
Toplantıya AK Parti Mardin Milletvekili Gönül Bekin Şahkulubey, Belediye Başkanı Beşir Ayanoğlu, Rektör Vekili Prof. Dr. Gürbüz Aksoy, Mili Eğitim Müdürü Muhammet Öztürk, Memur-Sen İl Başkanı Mustafa Aydın, Eğitim-Sen Şube Başkanı Doğan Angay, Eğitim-Bir-Sen Şube Başkanı Hasan Ekinci, sivil toplum örgütleri temsilcileri, kurum müdürleri, kent merkezindeki okul müdürleri ve DİKA temsilcisi katıldı.
Cihan Haber Ajansı |
| 50 kontenjanlı Türk okuluna 3 bin başvuru |
 
Endonezya'nın Java adasında yer alan Sragen şehrindeki Türk okulunun 50 öğrencilik kontenjanına 3 bin kişi başvurdu. |
|
 |
Üye Girişi |
 |
 |
Anket |
 |
 |
Kısa Mesajlar |
 |
 |
Mesaj göndermeniz için üye olmanız gerekmektedir.
|  |
|